(BusinessWeek dergisinde yayınlanan yazım)

İnternet hiç şüphesiz geçtiğimiz yüzyılın en önemli buluşlarından biri. İletişim teknolojilerinde devrim yaratan internet çok kısa bir süre içinde hayatımızın çok önemli bir parçası haline geldi. Bunun başlıca sebepleri arasında her türlü bilgiye erişimin ve paylaşımın kolaylaşması, bireylerin birbirleriyle veya oluşturdukları gruplarla hızlı bir şekilde iletişim kurabilmesi, günlük hayatımızda yaptığımız pek çok işlemin son derece hızlı olarak yapılabilmesi sayılabilir. Bugün dünya üzerinde yaklaşık 1.2 milyar internet kullanıcısı bulunuyor. Türkiye’de ise bu sayı 20 milyon seviyelerine erişmiş durumda.

 
 

Internet, dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlandığı zamandan günümüze kadar 3 evrim geçirdi. Evrimin birinci aşamasında içeriği sağlayanlar kurumlardı. Bir anlamda güç kurumlardaydı. Pek çok şirket interneti sadece “ ben de buradayım” demek için kullanıyordu. Amaç sadece herkes için yeni olan bu mecrada varlığını ve günün son teknolojilerini takip ettiğini göstermekti. Web sayfaları şirketlerin elektronik katalogları gibi kullanılıyordu.

İnternet’teki nüfus artmaya içerik sağlayıcılar interneti daha aktif olarak kullanmaya başladı. Bu dönemde erişimin de hızlanmasıyla birlikte çok daha işlevsel uygulamalar hayata geçti. E-ticaret kavramının doğması ve tüm dünyada son derece önemli bir iş alanı haline gelmesi bu döneme rastlamaktadır. E-ticaret sayesinde dünyada fiziki sınırlar ortadan kalktı. Bireysel kullanıcılardan, dünya devi şirketlere kadar tüm internet kullanıcıları, satın almak istedikleri ürünü veya hizmeti son derece süratli bir şekilde internette bulabilme, ödemesini yapıp, satın alma imkânına sahip oldu. Sadece e-ticaret değil, su faturasından, seyahat planlamasına, bankalara ödemelerden, üyelik başvurularına kadar pek çok günlük işlemi internet üzerinden yapabilir hale geldi. İçerik sağlayıcılar bu evrede, kullanıcıların ne istediği daha iyi anlamış ve mümkün olduğunca cevap vermeye çalışmıştır.

Günümüzde ise durum bambaşka bir boyuta geldi. Kullanıcılar artık kendi içeriklerini, kendileri yaratıp, bu içerikleri tüm internet kullanıcıları ile paylaşmaya başladı. Internetin bu üçüncü evresi içeriği kullanıcıların yönlendirdiği, internetteki trafiği kullanıcıların yönettiği bir evre. Artık güç tamamen kullanıcılarda. Cep telefonları ile çektikleri bir videoyu video paylaşım sitelerine yükleyerek, herhangi bir konuda görüşlerini bir forumda paylaşarak ya da sosyal ağlar sayesinde birbirlerini tanıyarak interneti etkileşimli bir ortam haline dönüştürdüler. Yorumlarını paylaşarak, fikir alışverişinde bulunarak diğer ülkelerde yaşayan kullanıcıların kültürlerini, düşünce yapılarını anlamaya ve öğrenmeye çalışıyorlar. Günümüzde dünyada hergün 1 milyardan fazla internet araması yapılıyor, 80 milyardan fazla e-posta ve chat mesajı gönderiliyor, 500 milyondan fazla video izleniyor. Hızla büyüyen sosyal ağlarda 250 milyon üye birbirleriyle iletişim kuruyor. 2002 yılında sadece 100.000 adet olan blog sayısı günümüzde 25 milyonu aştı ve 100 milyonu aşkın blogger internetteki bilgi dağarcığını genişletiyor.

Kullanıcıların yarattıkları içerikler ticari olarak da kullanılabiliyor. Yeni başladığı işini tanıtmak, ürünlerini satmak için internetten son derece verimli ve aktif olarak faydalanan kullanıcılar, kısa süre içinde çok büyük ticari başarılar elde edebiliyor. Bunun pek çok örneğini hem Türkiye’de hem de dünyada görmek mümkün. Bir ürün hakkında bilgi almak isteyen kullanıcılar internette diğer kullanıcıların yorumlarına başvuruyor. Başarılı bir ürün dilden dile internet üzerinde kendisine bir sürü müşteri bulurken, bir müşteri memnuniyetsizliği de aynı hızla internette yayılabiliyor. Bu da firmaların servis kalitesi ve müşteri memnuniyeti konusunda sorumluluklarını çok daha yükseltiyor.

Şirketler de yavaş yavaş kullanıcıları anlamak, talebi belirlemek, kendilerini geliştirebilmek ve yeni müşterilere erişebilmek için interneti daha etkin kullanmaları gerektiğinin farkına varmış durumda. Online pazarlamanın 1 trilyon dolara yaklaşan dünya reklam pazarında %3-4 gibi bir orana ulaşmasının önemli sebeplerinden biri de budur. Internet penetrasyonun %28 olduğu ve kişilerin haftada ortalama 22 saatlerini internet başında geçirdiği Türkiye’de tüm dünyada olduğu gibi internet üzerinden pazarlamaya verilen önem artmaya başladı ama halen 2 milyar doları aşan reklam pastasının sadece %1-2 gibi bir kısmını internet reklamları oluşturuyor. Bu rakam içinde en önemli paya arama motoru tabanlı reklamlar sahip. Internet reklamı oranı dünya ortalamasına göre düşük olmakla birlikte, çok hızlı bir şekilde yükseliyor.

Teknoloji devrimi ve internet devriminden sonra bu gelişmelerin de etkisiyle günümüzde tüketici devrimini yaşıyoruz. Artık güç kullanıcılarda. Başarıya ulaşan kurumlar ve kişiler ise bunu en iyi anlayanlar ve yeni iletişim mecralarını en iyi şekilde kullananlar…

Mustafa İÇİL

Comment