(PerYon dergisinde yayınlanan yazım)

Bundan çok da eski olmayan bir dönemde ‘mektup arkadaşı’ kavramı vardı hayatımızda. Herkesin mektup arkadaşı olmuştur bir dönem sadece fotoğraflardan tanıdığı, yazdığı mektuba haftalarca veya aylarca sonra yanıt aldığı ama karşılıklı gönderilen o birkaç zarf içindeki paylaşımla iki kişinin birbirlerine bambaşka dünyaları, ufukları açtığı.

‘Telefon bağlatma’ kavramı vardı başka bir şehirdeki akrabanızı arkadaşınızı aramak için operatör numarasını çevirdiğimiz ve bağlantının yapılması için 2-3 saat beklediğimiz.

Hala dün gibi aklımda 90’lı yıllarda çalıştığım şirkette ekipçe yaptığımız Türkiye turunda ziyaret ettiğimiz KOBI’lere verdiğimiz yegane mesaj: ‘Bir gün herkesin katvizitinde bir e-posta adresi olacak. Bu değişime seyirci kalmayın.’. Dijital dönüşümün ilk sinyallerini verdiği o günler dünyada daha sadece 16 milyon İnternet kullanıcısı vardı, Türkiye’de internet 2 yaşındaydı.

... ve bugün dünyada 2.7 milyar İnternet kullanıcısı, her saniye gönderilen e-posta adedi 3 milyona yakın, chat mesajı sayısı saniyede 200.000 seviyelerinin çok üzerinde. Tabi iletişim kanalları bununla da kalmıyor. Bilgisayarımızdan veya cebimizden birkaç adımda bir veya birden fazla kişiyle görüntülü iletişim kurabiliyoruz. Video konferansın çok ciddi altyapı yatırımı gerektirdiği günlerden, kısa zamanda, herkesin kullanımında olan bir iletişim teknolojisi haline gelişini takip ettik hep beraber.

Peki tüm bu değişim kurumlar için ne anlama geliyor? İletişim çağı kurum çalışanlarına ne gibi ufuklar açıyor? İş yapış şekillerimizi, iş verimliliğini nasıl etkiliyor?

Şirketlerde en iyi kararlar masanın çevresine karar vericileri ve konunun uzmanlarını toplayabildiğiniz zaman alınır. Maalesef mevcut kurumsal yapılarda lokasyon, zaman, yoğun ajandalar dikkate alındığında fiziksel olarak aynı ortamda bulunmak her zaman mümkün olamayabiliyor. Dijital Dünya bu sınırları ortadan kaldırıyor. Bugün iletişim kurduğunuz kişi ister yan masada ister dünyanın öbür ucunda olsun saniyeler içinde ulaşabiliyorsunuz, karşılıklı oturuyormuş gibi yazışabiliyor, sohbet edebiliyorsunuz. 

Benim kendi deneyimlerimi paylaşmak gerekirse, çalışmakta olduğum şirkette haftada bir tüm Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlama ekiplerinin katıldığı düzenli bir video konferansımız oluyor. Tüm bölgenin pazarlama ekiplerini aynı odadaymış gibi bir araya getiren bu uygulama birçok yöneticinin stratejik duyurularını, yeni ürün ve çözüm bilgilendirmelerini, farklı ülkelerin kendi örnek uygulamalarını dinlediğimiz, üzerlerine sohbet ettiğimiz, değerlendirdiğimiz ve onun da ötesinde aramıza yeni katılanları tanıdığımız, başarıları kutladığımız bir toplantıya dönüşüyor. Diğer ülkelerdeki ekiplerimle birebir veya tüm ekip olarak Google Hangouts sayesinde yüzyüze görüşebilmek aynı ofisteymiş gibi çalışmamıza fırsat veriyor. Sonsuz e-posta zincirleri ile çözülemeyen konular, daha kişisel hızlı bir chat mesajı veya beş dakikalık bir video konferansıyla anında çözülebiliyor. E-posta ile acil olmayan konularda ilgili kişileri belirli bir konuda bilgilendirip, geri bildirim alabilirken, anında mesaj servisi ile acil konularda ilgili kişilere anında erişebiliyorsunuz. Yazı yeterli olmadığında is gene tek bir butona basarak yazılı iletişimi sesli veya görüntülü iletişime çevirebiliyorsunuz.

Tablonun diğer bir tarafına baktığınızda herşey o kadar da toz pembe gözükmeyebilir. Dijital iletişimin kolaylığı bazen verimliliği beklenenin aksi yönde etkileyebiliyor. Bu alttakiler eminim birçoğunuzun günlük hayatında yabancı olmadığı örnekler: 

  • Gün boyu mesaj kutunuzu boşaltmak için verilen ve hiçbir zaman tam başarıya ulaşılamayan mücadele. 
  • Sonu gelmeyen, her yeni yönlendirmede listeye yeni birinin eklendiği, çoğu zaman yönlendirmeler içinde ana konudan sapılan uzun mesaj zincirleri. 
  • Akşam iş saatleri sonrası atılan bir mesajın yanıtını o gece bekleyen iş arkadaşları. 
  • Tam önemli bir toplantının ortasında ekranınızda aniden belirerek dikkatinizi dağıtan chat mesajları.

Bu örnekler çoğaltılabilir ama örneklerin çokluğu dijital iletişim teknolojilerinin verimliliği öldürdüğünün değil, bu yeni araçları doğru kullanmadığımızın göstergeleri. Kendi çalışma ortamımdaki verdiğim bazı örneklerde de görüleceği gibi dijital iletişim araçları iletişimi daha yüzyüze ve etkili hale getiren, zaman ve coğrafya sınırlarını ortadan kaldıran bir güce sahip. Bu araçları çalışma kültürümüze, çalışma kültürümüzü bu araçlara doğru entegre ettiğimiz zaman teknolojinin kaldıraç gücünü işimize yansıtabiliriz.

Mustafa İÇİL

Comment