(PerYön dergisi Ocak-Şubat 2014 sayısında çıkan yazım)

Dijital dünyayı ilerleyen yaşlarda tanıyan X jenerasyonu, dijital devrimin içinde büyüyen Y jenerasyonu ve dijital teknolojiler olmadan önce yaşamanın nasıl olduğunu hayal edemeyecek olan Z jenerasyonu. Pazarlamadan konuşurken, sosyal davranışları incelerken, teknolojiyi ne kadar sevdiğimizi veya ne kadar nefret ettiğimizi anlatırken sığınılan kavramlar.

 
 

Artık “X”, “Y” ve “Z” jenerasyonlarının yanına bir de “C” geldi. Diğer üç jenerasyonu çaprazlamasına kesen, yaş veya demografik kriterlerden çok, ilgileri, yaklaşımları, inandıkları değerler ve yaşam biçimleri ile ayrışan bir jenerasyon. Haftanın 7 günü 24 saat birbirine bağlı, dijital iletişimi yaşam döngüsüne tam olarak entegre etmiş, teknolojiye hakim bir kitle.

Güçlü iletişimleri ve birbirlerine sürekli bağlı (“Connected”) olmalarından gelen bir isim C, ama jenerasyonu tanımlayan, davranış biçimlerini anlatan sadece tek bir “C” değil. Gelin C jenerasyonunu tanıyalım. Eminim bu C’lerin içerisinde siz de kendinizden bir parça bulacaksınız:

Connection (Bağlantı).

Teknoloji, C jenerasyonunun yaşamının doğal bir parçası. Dört ekran var hayatlarında onları sürekli bilgiye ve birbirlerine bağlı tutan – dizüstü bilgisayar, tablet bilgisayar, akıllı telefon ve televizyon. Her an her yerde bilgiye bağlılar, birbirlerine bağlılar. Onlar için bir hafta sonra, bir gün sonra, bir saat sonra çok uzak. Bilgiye anında erişiyorlar, anı yaşıyorlar, anı anında paylaşıyorlar. 7/24 bağlılar... ulaşabilir ve ulaşılabilir.

Community (Topluluk).

C jenerasyonu dünya ile etkileşim kurmayı, kültürel diyaloglara girmeyi, paylaşımda bulunabilecekleri sosyal medya sitelerini kullanmayı seviyorlar. İlgi alanları ile örtüşen kişilerle iletişime geçiyor, onlardan haberi alıyor, onlardan öğreniyor, onlarla paylaşıyorlar. Yeri geldiğinde kendileri aktif olarak topluluk oluşturuyorlar, ortak frekansı yakaladıkları kişilerle daha rahat ve kolay iletişim kurmak için. İster müzik, ister spor, ister gezi, ister iş dünyası, ister çalıştığı sektör, ister politika, ister daha birçok konuda olsun ne okuyacaklarını, ne dinleyeceklerini, kiminle paylaşacaklarını, nasıl paylaşacaklarını kendileri belirliyorlar. Kendi çevrelerini seçiyorlar, kendi çevrelerini oluşturuyorlar dijital mecralarda.

Creation (Yaratma).

C jenerasyonu sadece okumakla, takip etmekle, izlemekle kalmayıp, kendi içeriklerini yaratıyorlar... yazıyorlar, fotoğraf çekiyorlar, video çekiyorlar, yüklüyorlar kendi bloglarına, sosyal medya platformlarına, telefonlarındaki uygulamalarına. Bazen uzmanlık alanlarını, bazen duygularını, bazen anlarını paylaşıyorlar yarattıkları içeriklerle. Sadece bireysel hayatlarında değil yaratıcılık eğilimi. Kariyerlerini çizecekleri noktada da yaratıcı olabilecekleri ortamlardan yana kullanıyorlar tercihlerini.

Curation (Küratörlük).

C jenerasyonu aynı zamanda başkalarının yarattıklarını takip ederler, okurlar, izlerler. Beğendiklerini kendilerine saklamaz, başkalarıyla paylaşmaktan keyif alırlar. Trendleri yaratır, neyin popüler olduğunu, olacağını, neyin konuşulacağını, izleneceğini belirlerler. İyiyi yükseltir, kötüyü eleştirmekten kaçınmazlar. Kendi gözlerinden içerikleri bir araya getirirler bir küratör gibi, arzuladıkları etkiyi yaratacak biçimde sunarlar kendi takipçilerine.

Bu jenerasyona erişmek, iletişim kurmak hem kolay hem de zor. Kolay çünkü birçok iletişim kanalını zaten aktif olarak kullanıyorlar, dinliyorlar, yanıtlıyorlar, paylaşıyorlar, ama diğer taraftan da zor çünkü istemedikleri bilgileri anında filtreliyorlar ve hoşlarına gitmeyeni de açıkça dile getirmekten kaçınmıyorlar. Bu yüzden şirketlerin önce C jenerasyonunu ve beklentilerini iyi anlamaları, onlara yanıt vermeleri ve onların benimsedikleri iletişim kanallarını keşfedip o kanallar üzerinden iletişim kurmaları gerekiyor. C jenerasyonu şekillendiriyor yeni dijital pazarlama yaklaşımlarını.

Mustafa İÇİL

Stratejik Pazarlama Danışmanı

Comment